67/2 O, hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. Allahü teâlâ çok güçlüdür. Emrine galiptir. Fevkalade de bağışlayıcıdır. Mağfireti boldur. Onun lütuf ve keremi,kulları üzerindeki hakimiyyeti mutlaktır.

Ölüm, hayattan önce zikredilmiş. İnsanlar önce yaşıyor, sonra ölüyorlar. Ama müfessirler burada insan için gerçek hayatın, ebedi hayat olduğunu, dolayısıyla dünyadaki ölümden sonra gerçek, ebedi hayat, ahiret hayatı başladığı için, burada ölüm takdim edilmiş, önce zikredilmiştir diyorlar.

İslamiyyetin hedefine bakın. Ahsen kelimesi, ism-i tafdil, buna süperlatif siga deniliyor. Yani en üstünlük, en güzel manasına. Hasen, güzel demek. Ama Ahsen, en güzel. Yani hanginizin en güzel olan ameli yapacağını meydana çıkarmak için.

Not: Cenab-ı Hak, insanlara imtihan muamelesi yapmıştır Ama insanların hakiki mahiyyetini, onların niyetini, amellerinin ve işlerinin ne olduğunu meydana çıkıp da öğrenmek ihtiyacında değil Cenab-ı Hak. Burda izhar manası var. Buradaki imtihanda Cenab-ı Hak, insanların kendilerini bizzat kendilerine şahid tutuyor ve diğer insanları onlara şahid olarak gösteriyor.

Görmeden, Allahü teala hazretlerinin Peygamberleri vasıtasıyla size gönderdiği emirlere uyarak, gayba iman suretiyle Allahü tealadan kimlerin korktuğunu meydana çıkarmak, Allahın emirlerine kimlerin itibar ettiğini, kıymet verdiğini, hürmetkar olduğunu meydana çıkarmak maksadıyla, Allahü teala sizin durumunuzu ve halinizi ihtibar eder, sizi imtihan eder, sizi sınar. 5/94


Bu dünyada insanın vazifesi var. Herkes Cenab-ı Hakkın verdiği kabiliyetlerle bu dünyada faydalı işler ortaya koyacak. Halis kul olacak. Müttaki olacak. Allahın peygamberine saygılı olacak. Cenab-ı Hakkın rızasına uygun ameller konusunda icabında didinecek, uğraşacak. İnsan ter dökecek. Resulullah Efendimiz , mü’min alın teriyle ölür buyuruyorlar. Yine buyuruyor ki, bir insanın Allahın rahmetinden uzak kalmasının en bariz alameti, onun, dünyaya ve ahirete yaramıyan, lüzumsuz ve faydasız işlerle uğraşmasıdır. Buna, islam ahlakında “Ma-la-ya’ni” deniliyor. Yani anlamsız, maksatsız, amaçsız işlerle uğraşmak. Öyle işlerle bile uğraşmıyacak. En güzelini, en mükemmelini yapmağa çalışacak. İnsan bu cehdin, bu gayretin içinde olursa, iştiyakla, şevkle Allahın verdiği güç ve kuvvetle, sıhhat ve afiyetle, zeka ve akıl ile, insan daima bir şeyler üretmeğe çalışır. En mükemmel olan işleri, eserleri ortaya koyarsa, işte o zaman onun kendisine tevdi edilen hayatın tam manasıyla değerlendirildiği anlaşılacak. Allah katında da gerçek manada kendine layık olan ihsan ve kereme kavuşacaktır.

Aziz demek, her bakımdan güçlü demek.

“Gafur”, çok bağışlıyan demek. Mağfiret eden, hoş gören. Allahü teâlâ işte kullarını kusurlarından dolayı bağışlıyacaktır. zımnen bir müjde var burada.

“El aziz” kelimesi, “Galibun ala emrih”, işine galip yani yapacağı, karar vereceği herhangi bir şeye, hiç bir güç tarafından karşı konulamayan, emir ve irade ettiğini mutlaka yerine getiren demektir. “Hakim” de, her işi hikmetli, her işi son derece düşündürücü sebeplere mübteni olan, belli bir hikmete dayanan manasına. Hiç bir şey abes değil, lüzumsuz ve manasız iş yapmıyan manasında.

İnsan bir taraftan azamet-i ilahiyye karşısında titriyecek. Ya rabbi, ben senin huzurunda nasıl hesap veririm? Ben hayatımın muhasebesi esnasında nasıl alnı ak çıkabilirim diye büyük bir endişe içinde olacak. Ama diğer taraftan da bu endişe, onu kesinlikle ümitsizliğe, bedbinliğe sevketmiyecek. Çünki arkasından bir müjde var. Gafur.