İslamın Zenginliği: Tezhib Sanatı





Tezhib Sanatı'nın Doğuşu ve Tarihi Gelişimi


Arapça’da ‘altınlama, ‘yaldızlama’, ve ‘bezeme’ anlamlarına gelen Tezhib Sanatı; çeşitli boyalarla ve altınla yapılan kadim bir süsleme sanatıdır.


Tezhib sanatını icra eden kadın sanatçılara ise “müzehhibe” , erkek sanatçılara “müzehhib” denir.


Tezhib Sanatının tarihi, Türk Uygur Devletine kadar uzanan bir insan ifadesidir. Orta Asya’dan farklı milletlerin kültürlerleriyle kaynaşarak Anadolu’ya gelen tezhib sanatı; Anadolu içerisindeki irili ufaklı beylikler, 2 Kıtaya yayılmış Selçuklular ve dev bir cihan imparatorluğu olan Osmanlılar döneminde daima büyük saygı duyularak sürdürülmüştür hatta günümüze kadar gelebilmiş bir sanattır.


Geçmişin Malik, han, sultan ve ileri gelenlerince bu sanatla uğraşan sanatçılara özel bir önem verilmiş, sanatlarını mükemmelleştirmeleri ve harikulade sürdürebilmeleri niyetiyle tüm imkânlar bu sanatçıların eline verilirmiş.


Fatih Sultan Mehmet Han kendi devrinde, ilk nakışhaneyi kurmuş ve Baba Nakkaş'u bu nakışhanenin baş nakkaşı olarak layık görmüştür. Kendisi de günümüze kadar ulaşan şahane eserlere imza atmıştır.



TÜRK VE İSLAM ESERLERİ MÜZESİ İstanbul
40 cm. circa 1495 – 1505
Orijinaline sadık kalınarak yapılan bir İsmail Yiğit çalışmasıdır.




1520-1566 arasındaki Kanuni Sultan Süleyman Zamanında ise tezhib sanatı için zirve dönemi olarak adlandırılır. Bu tarih aralığının en önemli nakkaşı da kuşkusuz Kara Memi’dir. Kanuni Sultan Süleyman nam-i diğer Muhibbi, divanında mütevazi iki imzası bulunmaktadır. Kendisinin ekolü 150 yıla yakın sürmüştür.



Kara Memi


17. yy sonlarına dek bu ihtişam ve dışavurum sürmüş lâkin matbaanın icadıyla birlikte el yazması eserlere olan ilgi azalmış, tezhib sanatı içerisindeki üretkenlik de olumsuz şekilde etkilemiştir.


1718 ve 1730 yılları arasında 12 yıl kadar süren Lale Devri’nde ise tezhip sanatı Batı etkisinde kalarak, klasik formlar neredeyse tamamen terk edilme noktasına gelmiştir.


20. yy başlarında unutulmaya yüz tutmuşken Tezhib sanatı, değerli birkaç sanatçımızın çabalarıyla tekrar canlandırılmaya çalışılmıştır. Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver’in Tezhib sanatının günümüzde yeniden canlanmasına yönelik çok değerli katkıları bulunmaktadır. Kendisi büyük bir araştırma ve üretim faaliyeti içerisine girerek Klasik Dönemin güzelliğini yeniden canlandırabilmek için var gücüyle çalışmış ve büyük çaba harcamıştır.


Tezhib Sanatı'nda Kullanılan Malzemeler



altinvarak




Altın: Tezhib sanatının başlıca malzemesidir. Bugün tezhib sanatı ile uğraşan müzehhibler altını varaklar halinde hazır temin etmektedirler. Altını ezme işi müzehhibler tarafından yapılmaktadır.


Fırçalar: Tezhibde kullanılan fırçalar, kullanıldıkları yerlere göre isim alırlar. Müzehhibler bugün samur kılından hazır fırçalar kullanmaktadır.



boya




Mühreler: Tezhibte altınıı kullandıktan sonra parlatmak ve boya görünümünden çıkarmak içinkullanılır. Kağıt mühresi ve zermühre olmak üzere iki çeşit mühre vardır.


Boyalar: eskiden kök boya ve toprak boyası kullanılırken, günümüzde müzehhibler hazır şişe boyaları kullanmaktadırlar. Bunlar (gouache) sulu boya ve akrilik, ecolin olmak üzere çeşitli boyalardır.



muhre
Kağıtlar: Kitap sanatlarında yazı malzemesi olarak kullanılan kağıtların en eskisi parşömendir. Özellikle mushaflarda bunlar kullanılmıştır. Daha sonra papirüs görülür. Papirüs yerini yavaş yavaş kağıda bırakmıştır. Osmanlıların yaptıkları kağıtlar Avrupa’da önemle aranan kağıt olmuştur. Daha sonra İslam dünyasında Avrupa kağıdı yayılmış özellikle İtalyan kağıdı tercih edilmiştir.


Bu makalenin orjinaline ve benzer yazılara Üye olmadan linkleri göremezsiniz üye olmak için hemen tıkla! Click here to register] Üye olmadan linkleri göremezsiniz üye olmak için hemen tıkla! Click here to register]'den ulaşabilirsiniz