Türk dış politikası son yıllarda inanılmaz bir değişim içinde. ABD ile ilişkiler neredeyse bitmek üzere şöyle özetlersek birinci Dünya savaşından sonra ABD ile ilişkiler en kötü düzeyine inmiş durumda. Erdoğan'ın İsrail başbakan'ı Netenyahu ile özürleşmesinden sonra ilişkiler hızla geriledi ve ABD Türk vatandaşlarına vizeyi süresiz durdurmuş durumda. Erdoğan Fethullah Gülen'in iadesi meselesini ABD ile ilişkileri kötüleştirmek için uzun süredir kullanıyor.

Türkiye Suriye'de Esad rejiminin yanında olan Rusya ve İran ile bir anda ittifak içine girdi daha önce Suriye'de ki Türkmenler için Rusya'ya ağzına geleni saydıran Erdoğan bir anda en ileri Rusya müttefiki oldu. İran ile ilişkiler aynı düzeyde olmasa da olağan ilişkilerin çok üzerine çıkmış durumda.

Peki Türki'ye ABD ve Batı'dan uzaklaşıp Rusya ve İran eksenine geçmesiyle neler karşımıza çıkabilir?

Şunu hatırlatmakta fayda var iç savaş yada bölünme yaşayan Libya, Irak, Suriye bütün bu ülkelerin ortak özelliği Rusya eksenli politika izliyor olmalarıydı. Şimdi aynı çizgiye Türkiye'de gelmiş durumda.

Hedeflenen Türkiye'yi batı bloğundan hızla uzaklaştırmak ve yakız dönemde de NATO'dan atmak yine AB sürecini süresiz bitirmek böylelikle Türkiye Rusya'ya mahkum bir vaziyete düşmüş olacak.

Yine bütün bu ülkelerin ortak özellikleri Kaddafi gibi Saddam gibi Esad gibi tek adam rejimlerine sahip olmaları yani diktatör yapıları. Yine Türkiye giderek bu yapıya dönüştü Erdoğan tek adam rejimi batı ile ilişkileri sıfırlayarak Türkiy'eyi potansiyel bir çatışma alanının içine çekmiş durumda.

Osmanlının son döneminden ıslahat hareketlerinden günümüz cumhuriyet dönemine kadar 200 yıldır Türkiye'nin hedefi batılı gibi bir demokrasi özgürlük kalkınma ve sanayileşme arayışıydı. Oysa şimdi işler tam tersi durumda.

Bu tehlikeli durum Türkiye'yi güvenli bir ülke yapmaz aksine yeni çatışma alanlarının merkezi haline getirir. Bunu ise muhtemelen bilerek yapıyor. AKP rejiminin otoriter yapısı ve ülkede hukuk düzeninin kalmayışı giderek işlerin kötüleşmesine yol açıyor. Sahte büyüme rakamları sahte adalet düzeni bir yerden sonra tıkanacak ve işleri yürütemez hale gelecekler.

AKP medyasının dili zaten uzun yıllardır savaş dili, yani varlık mücadelesine girişmiş bir ülkenin medyası gibi tek adamlarını ilahlaştırma gökselleştirme derdindeler.

Ülkeyi tamamen Erdoğan'a bağladılar ve Erdoğan'ı yıkınca ülkeyi de yıkacaklarını biliyorlar. Tıpkı Libya'da ülkeyi Kaddafiye bağladıkları gibi tıpkı Irak'da ülkeyi Saddam'a bağladıkları gibi tıpkı Suriye'de ülkeyi Esad'a bağladıkları gibi.

Önce bir diktatör yarat sonra o diktatöre karşı sözde demokrasi mücadelesi yürüt ve bu rejime karşı direnen silahlı grupları kendine yeni müttefik ilan et. İşte bizi bekleyen akıbet bundan ibaret. EĞER YOL YAKINKEN DÖNMEZSEK EĞER TÜRK MİLLETİ BU DERİN GAFLET UYKUSUNDAN UYANMAZ İSE.